artık her şey değişti....

Aşağa gitmek

artık her şey değişti....

Mesaj tarafından nur35 Bir 29/01/08, 02:35 am

Evli olmak bir başka yaşamdır
Bir yeni gelin yakınıyor: "Bir imza atıyorsun, bir bakıyorsun her şey değişmiş oluyor. Bu imzadan önce cinsel heyecan duymak kötü sayılıyordu. Sevişirken ileri gitmek, hatta sınırda dolaşmak bile ayıptı. Oysa şimdi bunları yapmamak kötü sayılıyor."

Bu damdan düşme değişime ayak uydurabilmek özellikle kadın için zordur. Ama bu işin erkekler için de zor olduğunu pek vurgulayan olmaz. Oysa onlar için de zordur.

Cinselliğin kötü bir şey olduğunu çocukluğundan beri ezberlemiş, kendini tutmayı ise bir erdem, hatta sevdiği kıza bir saygı belirtisi olarak görmüş olan genç adama şimdi birden rol değiştirmesi söyleniyor. Onun bu müthiş fiziksel ve ruhsal ayarlanmayı bir anda gerçekleştirmesi bekleniyor. Ayrıca, bütün bu gerilimlere rağmen cinsel ilişkiyi sona erdirmede "çabuk" davranmaması isteniyor. "Karım cinsellik konusunda benden önderlik bekliyor. Bunu ben de istiyorum ama böylesine gergin durumdayken elimden ne gelir?" Yeni bir yaşantıyı rayına oturtmak zaman ve çaba gerektirir.

Her şeyin "ilk gece"de olup bitmesini beklememelisiniz

Bir yanda, gönlümüzde yatan cinsel düş: "İşte oldum olası arzuladığım her şey şimdi gerçekleşecek!" Öte yanda, içten içe süregelen bütün o eski yasaklar.

Bu ikisi arasında uyum sağlamak eşlerin ikisine birden düşen, göz korkutucu, çetin ama gene de son derece zevkli bir görevdir, ikisi de birbirlerine: "Zararı yok, sevgilim! Bu yeni, değişik yaşantıya alışabilmemiz biraz zaman alacak" diyebilmelidirler.

Uyum sağlamanın zaman aldığını hatırlatarak bir güven ortamı yaratın

Evliliğin ilk gün ile sonraki gün ve gecelerinde birbiriniz için yapabileceğiniz somut şeylerden biri budur. Bu görüşü sık sık, tekrar tekrar birbirinize hatırlatın.

Duygularınızı açıkça ortaya koyun

Bu basit gibi gelebilir size. Oysa pek zordur. Yeni evli bir genç kadın, bakın bu konuda neler söylüyor: "İnsanların duygularını açıkça tartışması dünyanın en güç şeyi. Eşimle ben üç haftadır evliyiz ve birbirimizi her zamandan daha çok seviyoruz. Ama bu üç haftanın katıksız bir mutluluk içinde geçtiğini ileri süremem. Çok acı saatler de yaşadık. Bunun nasıl olduğunu siz iyi bilirsiniz. Sorun çıkmaması imkânsız. Sık sık sorunlarımızın üstünü örtmeye çalıştığımızı görüyoruz. O zaman açık konuşmanın en doğru yol olduğunu birbirimize ve de kendi kendimize hatırlatıyoruz. Böylesi içli dışlı bir ilişkinin çerçevesinde bile, kişinin kendi duygularını açıkça ortaya vurup tartışması dünyanın en güç şeyi. Gene de eşimle ben bunu yapıyoruz. Bu sayede de evliliğimizin temelini sağlam attığımız inancındayız. Bunun başka türlü olabileceğini aklımız almıyor."

Tatsız, olumsuz ya da çetrefil duyguları, kendimiz de bilincinde olmadan örtbas etmeye çalışabiliriz. Ne var ki bunların derhal değilse bile eninde sonunda mutlak su yüzüne çıkacakları kesindir. Baskı altında tutuldukça büyür, dal budak sararlar, sonra da en ummadığımız zamanda yüzeye çıkarak bizim durultmaya çalıştığımız suları büsbütün bulandırırlar. Sorunları başlangıçta, daha küçükken açığa çıkarıp çözümlemeniz gerekir.

Kırgınlıklarınız, düş kırıklıklarınız, kaygı, kuşku ve korkularınız konusunda yapacağınız açık yürekli, dürüst konuşmalar sıcağı sıcağına yapıldığı zaman yarar sağlar. Sonradan patlak verdiği zaman çoğunlukla ilişkilere zarar verirler. Unutmayın, evlilikte mutlu bir ilişki sürdürmek yalnızca kahkaha, şarkı ve dansları paylaşmak değildir. Gözyaşlarıyla hıçkırıkları paylaşmak da ilişkiyi pekiştirme yönünden aynı oranda önemlidir.

Eşinizin duygularını anlamaya çalışın

Kendinizi eşinizin yerine koyabilirseniz ona çok daha yardımcı olabilirsiniz. Onun duygularını anlamaya çalışın. Yalnızca söyledikleri ile değil, sesinin tonu, yüzündeki ifade ve vücudundaki gerilimleriyle onu yorumlamayı öğrenin.

Sevgi ve şefkatinizden kısıntı yapmayın

Yeni doğduğunuz zaman, yaşamın başlangıcında büyük ölçüde sevgi ve şefkate ihtiyacınız vardır. Evliliğinizin başlangıcında da aynı şeylere ihtiyacınız vardır.

Beklentilerinizi açıkça belirtin

Bu, duygularınız konusunda dürüst davranma anlamına gelir ve son derece önemlidir. Oysa yeni evliyken, insan bazen isteklerini açıkça ileri sürmekten çekinir. Eşine karşı fazla açgözlü görünme korkusuyla kendinize, "Bencil olma!" diyebilirsiniz. Bu, her şeyi istediğiniz, ama beklemeye tahammülünüz olmayan çocukluk günlerinizde duyduğunuz bir sözdür. Ya da isteğinizin ana babanızın isteklerine ters düşeceğini düşünerek, kendinizi frenlemek gereğini duyduğunuzda içinizden geçirmişsinizdir bu düşünceyi. Böyle düşünen eşler gerçek arzularını birbirlerinden saklamak yoluna gidebilirler. Oysa bu iki taraf için de haksızlık olur. Size neyin zevk vereceğini eşiniz elbet sizden öğrenecektir. Bu bilgiyi açıklamamakla biriniz vermek sevincinden, öbürünüz de almak sevincinden yoksun bırakılıyor, yani ikiniz de kaybediyorsunuz.

İkinizin artık bir "aile" olduğunuzu eşinize unutturmayın

İşte evlendiniz. Yani yepyeni bir aile kurdunuz. Bunu bilinçli ve duygusal yönden kavramak kolay değildir. Eşiniz de siz de eski ailelerinizden kalma birtakım alışkanlıkları, görüşleri, değer yargılarını taşıyorsunuz. Bunları gözü kapalı sürdürmek çok doğaldır. Oysa bunlardan kimileri yeni kurulan ailenin mutluluğunu engelleyici olabilir. Artık bu konuda gerçekçi bir ayıklama yapmak, her şeyi yeni ailenizin yararına göre ayarlamaya çalışmak zorundasınız. Artık en önde gelen sorumluluğunuz yeni ailenize karşıdır.

İlkin eşinizle yuvanızı düşünmek, önemli kararlar alırken eski ailenize (yani ana, baba, kardeşlerinize) değil birbirinize güvenmek, mutluluğu eski çevrenizde değil yeni yuvanızda aramak gerekir. Bütün bunların sağlıklı bir tutum olduğu ortadadır. Bunu mantık yoluyla açık seçik görürüz. Gelgelelim duygusal yönden yeni ailemize "transfer" olmamız da öyle basit bir konu değildir.

Bakın yeni evli bir kadın kocası için ne diyor: "Hep annesinin görüşlerine değiniyor, annesinin sözlerini yineliyor, benim düşünce ve beğenilerimi onunkilerle kıyaslıyor."

Yeni evli bir erkek de karısından şu şekilde yakınıyor: "Nikâhtan bir ay sonra bayramı annesiyle geçirmek için uçağa binip gitti. Ben işimden izin alamamıştım. Onun yalnız gitmesine karşı çıkınca karım, "Bayramlarda insan ailesiyle bir arada olmalıdır," dedi.

Yeniyetmelik sırasında gençler aile "boyunduruğundan" kurtulmak için çaba harcarlar. Kendi öz benliklerini bulup geliştirmeye büyük önem verirler. Gene de evlenip yuva kurdukları zaman hâlâ ana baba evinden kopamamış olan gençlerin sayısı çoktur.

Eğer bir kişi eski ailesine duygusal bağımlılığı henüz sürmekteyken evlenirse, bu bağımlılığı evliliğe taşır ve duygusal yaşamı ikiye bölünür. Eski ailesine karşı sürdürdüğü gençlik isyanını yeni ailesine "transfer eder" ve yeni ailesine karşı bağımsızlık çatışmasına girer. Yani kendi kurduğu yuvaya karşı (kendi de farkına varmadan) baş kaldırır.

"Bağlanmak istemiyorum ben... Yemeğe geç kalacaksam telefon etmem neden zorunluymuş? Özgürlüğümü elimden almak mı istiyorsun yani?.. Bana baskı yapılmasına tahammül edemem..." Bunlar yeni (hatta bazen o kadar yeni olmayan) evlilerin ağzından sık sık duyulan feryatlar değil midir?

Boşanmaların çoğunun dış nedenlerinin altında eski aileden kopamama olgusu yatar. İşte bu yüzden genç evlilerin birbirlerine bu konuda yardımcı olmaları çok önemlidir. Bunun en iyi yolu da gene açık ve dürüst olarak bu konuyu konuşup tartışmaktan geçer. Evlendiğimiz zaman hemen hemen hepimizin içinde eski evimizle ilgili bir kızgınlık, güceniklik birikimi vardır. Bu birikimin sorunlarını evlenmezden önce çözüme ulaştırabilenlerin yeni ailelerine uyum sağlamaları daha sancısız olur. Ama birikimi olduğu gibi yeni ailelerine getirenleri güç dönemler beklemektedir.

Oysa birçoklarımız yeni eşimize ana baba ocağından, kardeşlerimizden yakınırsak onlara ihanet ediyormuşuz hissine kapılırız. Ya da eşimizin ana baba ocağına yönelik eleştiriler yürütmekten nezaket gereği, çekiniriz. Bunlar gereksiz duyarlılıklardır. Yeni kurduğumuz ailede enine boyuna konuşup, inceleyip çözüme kavuşturacağımız bir sorun varsa o da "ailem", "ailemiz", sorunudur.

Bu açık konuşmanın bir başka olumlu sonucu da eski ailemize karşı besleyegeldiğimiz olumsuz duygulardan birçoğunun geçerliliğini yitirmesidir. Ya bunların yeniyetmelik bunalımının bir kalıntısı olduğunu göreceğiz ya da artık kendimiz yetişip bir aile kurmuş olduğumuz için eski konular gözümüzdeki önemini yitirecek. Böylece eski ailemizin olumlu yönlerini de daha açık görmeye başlayarak onlara belki eskisinden daha çok yakınlaşacağız.

Ne var ki burada önemli uyanlarım var. Açıksözlülük, dobra dobra konuşma iki tarafı keskin bir kılıca benzer. Tehlikelidir. Dikkat edin, eşinizle aranıza girmesin! Bir eş öbürünün ailesini "eleştirmek" bahanesiyle kırıcı bir tutum içine girebilir. Bu eleştiriyi eşini incitmek için dolaylı bir silah olarak kullanabilir. Böyle bir şeyi ne yapın, ne de yaptırın. Böyle bir tartışmada, eşiniz, ailesi adına alınganlık gösteriyorsa, kısa kesin, işi kavgaya dökmeyin.

Eşinizi eski ailenizle aranızda süren sorunlar konusunda bir ağlama duvarı niyetine kullanmayın. Yakınmalarınız gerçekçi bir görüş alışverişi sınırını geçmesin. Eşinizin eski ailesine ilişkin yakınmalarını can kulağıyla dinleyin: Yani hem satırlara hem de satır aralarına dikkat edin. Eşinizin yakınması sürekli, aşın duygusal ve yüksek do-zajlıysa işin içinde bir bityeniği olmasından kuşkulanın: Acaba eşiniz ailesine karşı duyduğu yeniyetme isyanını hâlâ çözümleyemedi mi? Eğer öyleyse ilk fırsatta yeni ailesine karşı da baş kaldıracaktır.

Eşiniz eski ailesinden hiç nedensiz ya da sudan nedenlerle temelli kopmuşsa durup düşünün. Unutmayın ki bütün mutluluklar bir denge sağlama işidir. İlk ailesiyle sağlam bir denge içinde yaşayamamış olan kişinin bunu şimdi başarabilmesi pek zordur. Eşinizle eski ailesinin arasına girmeyin.

Unutmayın ki onların bağlılıkları çok eskilere dayanıyor. Bugün küsmüş olabilirler. Siz de ille eşinize uyup küsmeyin. Çünkü yarın onlar barıştıkları zaman siz kötü kişi olmanızla kalırsınız. Eşinizin eski ailesiyle olan ilişkilerinde yapıcı, olumlu rol oynarsanız onun yeni ailesiyle daha iyi uyum sağlamasına yardımcı olursunuz.

Lafa ilk geceden başlamıştık. Yani evliliğinizin başlangıcı. Evet, burada değindiğimiz bütün noktalar: dürüst olmak, duygularınızı paylaşmak, isteklerinizi, üzüntü ve korkularınızı açıklamak, kendinizi onun yerine koymak, ikinizin kurduğu "aile"ye öncelik tanımak... bunlar uyum müziğinin ana temalarıdır. Eşinize bedeniniz ve ruhunuzla birlikte getirdiğiniz armağanlardır ve cinselliğin fizik yönünü hakkıyla yaşayabilmeniz için gerekli olan sağlam temel taşlarını oluştururlar.
avatar
nur35

Mesaj Sayısı : 9
Kayıt tarihi : 26/01/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz